kazlı çeşme

İstanbul’un en eski sur-dışı mahallerinden biri olan Kazlıçeşme, adını 16. yüzyılda yapılmış, mermer gövdeli ve üzeri kaz figürleriyle işlenmiş tarihi bir çeşmeden alır. Ancak bu mahallenin hikayesi, çok daha eskilere, Roma ve Bizans İmparatorlukları’na kadar uzanıyor.

Roma ve Bizans’tan İzler

Zeytinburnu bölgesi, Roma İmparatorluğu’nun M.S. 2. yüzyılda inşa ettiği ve Adriyatik’i İstanbul’a bağlayan ünlü Egnatia Yolu üzerinde yer alıyordu. Bizans döneminde, özellikle 5. yüzyılda Kazlıçeşme’nin bulunduğu bölgeye önemli siyasi ve dini yapılar inşa edildi. Bunların başlıcaları, Panayia Kilisesi ve günümüzde de varlığını sürdüren Balıklı Rum Kilisesi ve Ayazması’dır.

Balıklı Rum Kilisesi, bazı patriklerin cenazelerinin defnedilmesiyle Hristiyanlık dünyasında ayrı bir önem kazandı. 9. yüzyılda yakınlara inşa edilen Piyi Sarayı ile bölge bir cazibe merkezi haline geldi. Ayazma ve Çırpıcı Çayırı, zamanla halkın panayırlar kurduğu, kutsal günlerde toplandığı bir nefes alma alanı oldu.

Osmanlı ile Gelen Dönüşüm ve Deri Sanayi

İstanbul’un 1453’te Osmanlılar tarafından fethinden sonra, bugünkü Zeytinburnu sınırları içindeki ilk yerleşim yeri Kazlıçeşme civarında oluştu. Fatih Sultan Mehmet, Yedikule Hisarı’nı inşa ettirdikten sonra, surların hemen dışında kalan bu bölgeyi kasaplara ve debbağ (deri işleyici) esnafına tahsis etti. Fatih’in yaptırdığı cami etrafında şekillenen bu küçük yerleşim, mahallenin çehresini yüzyıllar boyu belirleyecek olan deri imalatının temelini attı.

Zaman içinde mahallede, eski üretim tekniklerini kullanan sayısız deri imalathanesi ve daha sonra az sayıda modern deri fabrikası kuruldu. Dericiliğin yanı sıra çimento, tekstil ve demir döküm sektörlerine ait tesisler de bölgenin sanayi kimliğini güçlendirdi.

Çöküş ve Yeniden Doğuş

1990’lara gelindiğinde, fabrikaların kapanmasıyla Kazlıçeşme uzun süre bir çöküntü alanı olarak kaldı. Ancak 2005 yılındaki yerel yönetim reformlarının ardından başlatılan imar faaliyetleri, mahallede yeni bir sayfa açtı.

Kazlıçeşme’nin zengin ve bir o kadar da hareketli hikayesi, 9 Mart 1935 tarihli Akşam gazetesinde Hikmet Feridun Es’in kaleme aldığı bir röportajla o dönemde de gazete sayfalarına taşınmış, mahallenin o günkü renkli yaşamı kayıt altına alınmıştı.

Bugün Kazlıçeşme, geçmişin endüstriyel mirası ile yenilenme çabalarını harmanlayan, tarihi dokusundan izler taşımaya devam eden bir İstanbul mahallesi olarak varlığını sürdürüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!