Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Siverek’in bazalt taş sokaklarında yürürken, zamana yenik düşen yalnızca duvarlar değil; bu topraklara ruh veren,kültür hafızanın da silindigi göze çarpiyor.
Gökyüzü Mavisi Çarşaflar
Gökyüzünün o duru maviliğini yeryüzüne taşıyan o mavi çarşaflar; sokaklara estetik ve sade bir güzellik sunan eşsiz bir zarafetteydi. Karacadağ’dan Çermik köylerine uzanan coğrafyada yaşlı anaların o rüzgârda süzülen mavi örtüsü, bugün yerini tekdüze pardesülere bıraktı.
Siverekli Yürüyüşü “Ne Kibirdi Ne Tevazu”
Siverek erkeklerinin ellerini arkadan bağlayıp sağ eliyle sol bileğini kavrayarak sergilediği o yürüyüş tavrı da silindi. O yürüyüş, bir ağırbaşlılık nişanesiydi; ne kibirdi ne tevazu, ikisinin ortasında duran, yüzyılların terbiyesinden süzülüp gelen bir duruştu. Şimdi ise kimliksiz yürüyüşler var suk sokaklarinda.

Kadınların Zarafet Zinciri Koptu
Köy kadınlarının yöresel giyim tarzı da bu erozyondan payını aldı. Bir zamanlar el emeğiyle işlenen rengârenk entariler, gümüş tokalı kemerler, başa özenle sarılan yazma ve puşiler; her biri hangi köyden, hangi aşiretten, hangi yaştan olduğunu sessizce anlatan birer kimlik beyanıydı. Bugün o el işi kumaşların yerini fabrika üretimi, ruhsuz ve tekdüze giysiler aldı; nine ile torun arasındaki o görsel süreklilik, o nesilden nesile aktarılan zarafet zinciri koptu.

Cilde İşlenen Şiir
Bu topraklarda bir zamanlar kadınların ellerine, yüzlerine, bileklerine işlenen dövmelerde aynı sessiz yok oluşa uğradı. O mavi-yeşil izler yalnızca bir süsleme değil, bir kadının hayatının, inancının, aidiyetinin cildine kazınmış şiiriydi; her nokta bir dua, her çizgi bir hikâyeydi. Şimdi o izler yalnızca çok yaşlı ninelerin ellerinde, silik birer hatıra olarak kalıyor; genç kuşaklar için ise tamamen unutulmuş bir dil.

Sıradanlaştı
Tarihî taş evlerden betona geçildiği gün, bu coğrafyanın geçmiş kimliği de silindi. Renkli yöresel giysilerin, işlenmiş dövmelerin, vakur yürüyüşlerin yerini gri tona bıraktığı bu diyar, sıradan bir kasabaya döndü.
Bu kültürel erozyonda; sol düşünce pratiğinin “ne kadar modern giyinirsen o kadar ilericisin” dayatmasının ve muhafazakâr kesimin “ne kadar siyah giyinirsen o kadar dindarsın” anlayışının payı büyük.
Bu kutuplu zihniyet ile televizyon ve internetin getirdiği küresel tekdüzelik, kültürel kimliğin yok olmasında etken oldu.
Şimdi bu kadim şehir, özünün sessiz yasını tutuyor. Ne mavi çarşaf rüzgârda süzülüyor, ne bilek kavrayan eller sokaklarda yürüyor, ne cilde işlenmiş o eski şiirler kalıyor geriye..
Editörün Notu: Gördüğüm kadarıyla herkes hayatından memnun ve her şeyin böyle olması gerektiğinden fazlasıyla eminler. Herkes kendi köşesinde, kendi ticarethanesinde amansız bir para kazanma hırsına kapılmış gidiyor. Yerel yemeklerden vazgeçilmemiş, ancak kültürel kimlikten vazgeçilmiş… ne denir ki, tıksırıncaya dek yiyin!