Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanlığı, Muhtarlar Günü vesilesiyle mahallelerin sorunlarını dinlemek üzere muhtarlarla bir restoranda bir araya geldi. Amacın, halkın ve mahallelerin meselelerini istişare etmek olduğu bu buluşma, maalesef amacından ziyade sosyal medyada paylaşılan görsellerle gündeme geldi.
Siyasi partinin ilçe başkanlığı tarafından paylaşılan ilk fotoğrafa bakıldığında insan sormadan edemiyor: Bu haberin ana teması muhtarlarla yapılan istişare mi, yoksa geniş açıyla sergilenen zengin sofra mı?
Fotoğraf açısının son derece yanlış seçildiği, masa üzerindeki yiyeceklerin “lop diye” ön plana çıkarıldığı o görsel, siyasal iletişim ve PR (Halkla İlişkiler) açısından tam anlamıyla bir iletişim faciasıdır.
Şüphesiz ki insanların bir toplantıda yemek yemesinden veya ikramda bulunulmasından daha doğal bir şey olamaz. Ancak günümüz ekonomik koşullarında; asgari ücretlinin kirasını ödemekte zorlandığı, vatandaşın geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği bir dönemde, şatafatlı sofra görsellerini sosyal medyada sergilemek tepki çeker. O paylaşım, belki de evine yiyecek götürmekte zorlanan bir insanın önüne düşecek ve canı çekecektir. Olan var olmayan var..
Çözümu ise çok basit, yemek ön planda olmadan fotoğraflar çekilir veya ikramlar yapıldıktan sonra tatlı ve çay içilirken fotoğraflar çekilir ve paylaşılır.

Devlet Kültürü ve İletişim Zarafeti
İşte tam bu noktada “Devlet Kültürü ve Adabı” devreye giriyor. Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu’nun da katıldığı Muhtarlar Günü buluşmasına ait diğer fotoğraf karesi, bu durumun tam zıttı bir duruş sergiliyor.
Kaymakamlık organizasyonuna ait fotoğrafta ne donatılmış gösterişli sofralar ne de yiyecekler ön planda. Odak noktası; masanın etrafında bir araya gelmiş muhtarlar, kamu yöneticileri, yani toplantının kendisi ve temsil ettiği ciddiyettir. Kamuoyuna sunulması icap eden görsel kültür tam olarak budur.
Biri devlet kültürünün ciddiyetini, zarafetini ve halka saygısını yansıtırken; diğeri donatılmış masayı bülten yapıp kamuoyunda tepki topluyor.
Kötü Gazetecilik ve Hatalı PR
İçinde bulunduğumuz dönemde, kentsel dönüşüm süreçleri ve yaşam mücadelesiyle boğuşan Zeytinburnu halkının karşısına abartılı sofraların fotoğraflarıyla çıkmak, siyasi partiye fayda değil yalnızca itibar kaybı getirir.
Uzun yıllar ulusal basında Gazetecilik yapmış; belediyelerin basın birimlerinde, seçim kampanyalarında ve reklam ajanslarında görev almış bir gazeteci olarak açıkça ifade edebilirim ki:
İlk paylaşım ; hem kötü gazeteciliğin hem de hatalı iletişim yönetiminin ders niteliğindeki bir örneğidir.
Gazetecilikte ve kurumsal iletişimde bir haberin veya görselin getireceği fayda ile götüreceği zarar çok iyi hesaplanmalıdır. Kaş yapayım derken göz çıkaran, halkın gerçeklerinden kopuk bu tür “kötü PR” çalışmalarını yapmaktansa, hiç haber yapmamak bazen çok daha faydalıdır.




Bir yanıt yazın